Gülhan Kara ile “mutfakta ekonomi” üzerine - Bölüm 1

Gülhan Kara ile “mutfakta ekonomi” üzerine - Bölüm 1

0

Ayakkabı, palto, elbise gibi üstümüze başımıza giydiklerimizi yenileme işini erteleyebiliriz ama beslenme, karın doyurma, temizlik ve bedensel bakım işini ertelememiz, birkaç gün hiçbir şey yemeden aç idare edebilmemiz pek mümkün görünmüyor. Hal böyle olunca, giderleri azaltmak ve tasarruf sağlamak adına, yaşam yuvamız olan evimizin her alanında bir şekilde ekonomik çözümler üretmek gerekiyor.

 

Kısacası, mutfak bütçemizi dikkatle yapmalı, yemeğimizi evde yemeği tercih etmeliyiz. Böylece sağlıklı ve kaliteli beslendiğimizden emin olabiliriz, daha az hastalanıp tedavi için daha az para harcarız. En önemlisi evde yemek daha ekonomiktir, daha bereketlidir.  

Öte yandan evde dikkat etmemiz gereken gıda maddelerinin doğru saklanmasıdır. Genellikle çalışan ailelerin evlerinde yemek yapmaya zaman kalmadığından ekmekler bayatlar, buzdolabına alınan sebzelerin bir kısmı çürür ve çöpe gider. Fasulye, pirinç, mercimek, un, bulgur gibi kuru gıdaların kullanım tarihleri geçtiğinden böceklenir ve çöpe atılır. Mutfağa alınıp sonra da çöpe giden her şey paranın da çöpe gitmesidir.

 

Paranızın çöp olmaması için önce doğru alışveriş yapmalı, ihtiyacınız olmayan ve kullanmayacağınız şeyleri “evde bulunsun” mantığı ile almamalıdır.

Alışveriş sırasında kaliteden taviz vermek, ucuz temizlik ürünlerine yönelmek size ekonomi sağlamaz. Tam tersi bir İngiliz atasözü der ki: ”ucuz mal alacak kadar zengin değilim.” Gıdada da, bakım ve temizlik ürünlerinde de markalı, güvenilir olanları tercih etmek size her anlamda ekonomi sağlar.

Örneğin ekonomik kriz fırsatçıları sahte temizlik ürünleri yapıp satıyorlar. Tercih ederseniz alerji olma, sağlığınızı tehlikeye atma riskiniz var. Sonrasında doktor, ilaç vs.. bir sürü masraf.

Markalı, temizlik gücü iyi, hoş kokusu ve çamaşırları sertleştirmeden yıkama yapan bir çamaşır deterjanı kullanırsanız ilaveten yumuşatıcı kullanmanıza da gerek kalmaz, tasarruf yapmış olursunuz.

Sudan, zamandan ve deterjandan tasarruf için bulaşıklarınızı makinede yıkayın. Ama makineye sığmayan büyük kapları veya makineye koyamayacağınız türden bulaşıklarınızı elde yıkarken ucuz, markalı olmayan bulaşık deterjanlarından aynı verimi alamayacağınız için yağlı bir tavayı yıkarken daha çok deterjan daha çok su ve zaman harcamış olursunuz. Elde bulaşık yıkamada kullanacağınız süngerin kalitesi bile önemli.

 

Mevsime dikkat!

Ekonomik bir mutfak alışverişi için mevsimi takip etmek şarttır. Neden mi? Aralık-Ocak-Şubat-Mart gibi kış aylarında dolmalık biber, sivri biber, patlıcan, kabak, bakla, taze fasulye, salatalık, domates gibi yaz sebzeleri bulunur, ama en yüksek fiyatlarla satılır. Çünkü tamamen serada yetiştirildiğinden üretim masrafı da çoktur ve olduğu gibi etikete yansır. Üstelik lezzetten ve doğallıktan da uzaktırlar. Ana haberlerde “Bu ayın zam şampiyonu taze fasulye ya da salatalık oldu!” şeklinde bültenleri duyarsınız. Oysa, aralık-ocak-şubat-mart aylarının sebzeleri olan ıspanak, kereviz, pırasa, pazı, kara ve beyaz lahana, karnabaharın tam zamanıdır ve fiyatları el yakmaz.

Aynı şekilde kış meyveleri de öyle… Pazara çıktığınızda veya markete girdiğinizde etiketlere bakın, en ucuz hangisiyse o sebzenin mevsimidir. Yine nohut, kuru fasulye, mercimek, bulgur gibi baklagiller kış aylarının en sağlıklı, doyurucu ve kış sebzeleri ile uyum sağlayan lezzetli ve bereketli yiyecekleridir. 100 gr kıyma, 1 kuru soğan, 1 kaşık salça ve 300 gr kuru fasulye 4 kişilik bir aile için 2 öğün yetecek kadar yemek yapılır.

 

Pazardan alışveriş

Markette, bakkalda pazarlık etme şansınız yoktur, ama pazar alışverişinde pazarcıyla rahatlıkla pazarlık edebilirsiniz. Devamlı aynı esnaftan alışveriş yaparsanız onlar da sizi tanırlar ve pazarlıkta sizi kırmazlar.

Mevsimin en taze balıklarını da semt pazarlarından ucuza alırsınız. Açık olarak satılan tozşekerden bulgura, undan pirince kadar tüm kuru erzakınızı, ambalaj ve raf ücreti ödemeyeceğiniz için pazardan çok daha ucuza alırsınız. Bunun için semt pazarından alışveriş yapmada akşamüzeri saatlerini tercih edin. Fiyatlar o saatlerde “akşam pazarı” olduğu için biraz daha düşer. Üstelik semt pazarlarında marketlerde satışa sunulmayan pek çok taze sebze – meyve çeşidini de uygun fiyata bulma şansınız da var. Mevsimin balık çeşitlerini; limon, maydanoz, nane, dereotu gibi yeşillikleri pazardan çok daha uygun fiyata alırsınız.

 

Semt marketinden veya süper-hiper marketten alışveriş

Sepeti aldınız, listeniz elinizde. İlk önce taze sebze-meyveye yönelmeyin. Önce kuru baklagilleri, un, tuz, şeker, ambalajlı kuru gıdalarınızı (makarna, pirinç, irmik) alın. Yine ambalajlı olan su, soda, meyve suyu gibi içeceklerinizi, yumurta, süt, yoğurt, peynir gibi gıdalarınızı alın. Taze meyve sebzeyi, tavuk, balık, kıyma gibi çiğ et çeşitlerini ve dondurulmuş ürünleri alma işini en sona bırakın.

Market raflarındaki etiketlere mutlaka bakın. Birbirine eş değer kalitede markalar arasında bile fiyat farkları vardır. Mümkün olduğunca yine markalı, güvenilir ancak hesaplı olanlarını seçin. Marketlerde kampanya indirimde olan ürünlerin önüne daha görünür şekilde farklı renk ve biçimlerde etiketler olur, onlara dikkat edin.

Market içinde dolaşırken anonsları dinleyin. Zaman zaman sizin market içinde bulunduğunuz saat diliminde bazı ürünlerde sadece 2 veya 3 saat süre ile özel indirimler yapılır. Eğer bu ürün veya ürünler alışveriş listenizde varsa fırsatı kaçırmayın. Örneğin 12-15 liralık kıymayı 7-8 liraya alma şansınızı değerlendirin.

 

Halk günleri ve indirim kampanyaları

Marketlerin halk günü ve indirim günleri vardır. Yerel zincir marketlerin Salı, Çarşamba veya Cuma günleri halk günü olur ve ya sebzelerde ve etlerde veya çay-şeker-baklagillerde kampanya yaparak indirime girerler. Halk günlerini takip edin. Daha geniş çaplı ulusal marketler iki ayrı uygulama yaparlar ya hafta içi sabah saatlerinde tüm ürünlerde indirim vardır veya hafta sonlarında belli ürünlerde indirim kampanyaları yaparlar. Bunu da reklamlarla duyururlar.

 

Bahçeden-tarladan

Zaman zaman aracınızla şehir dışına çıktığınızda bağlık-bahçelik yerlerden geçerken yol üzerinde bahçesinde yetiştirdiklerini satan köylülere rastlarsınız. Yol üzerinde satıcı yoksa bile kasayla toptan domates, biber, salatalık; mevsimine göre elma, armut, şeftali gibi taze meyve-sebzeyi her zaman pazardan marketten alacağınız fiyatın çok çok altında satın alırsınız. Bu tür fırsatları değerlendirin.

Sıkça şehir dışına araçla çıkmıyorsanız bile hafta sonları bulunduğunuz şehrin 70-100 km kadar dışına çıktığınız anda en yakın köylere ulaşma şansı bulursunuz. En tazesini en ucuza almak için en iyisi yerinden almak. 2 haftada bir de olsa hafta sonu şehir içinde trafikte yakacağınız benzini mutfağınız, sofranız için harcayabilirsiniz.

 

Sebze-meyve halden, kuru gıda toptancıdan

Taze meyve – sebzeyi kasalarla halden almak epey ucuz. Normalde marketten 1 kg meyve alabildiğiniz fiyata 3-4 kilo alabiliyorsunuz. Birkaç komşu, aile yakınları, kardeşleriniz veya arkadaşlarınızla bir anlaşma yapıp iki kişi alışveriş işini üstlenir toptan kasalarla alınanlar bölüşülür. Üstelik çokça ve ucuza aldığınız sebzeleri dondurucuda saklayabilir, turşu, konserve; meyvelerle reçel, hoşaf, komposto yapabilirsiniz. Bunun sadece mutfakta tasarruf sağlamakla kalmaz sağlığınıza da katkısı olur.

Kuru soğan, patates, kuru fasulye, pirinç, bulgur, un, şeker, makarna, şehriye gibi temel gıdalarınızı da toptan almanız her zaman çok hesaplı olacaktır. Evlerin özellikle kapalı balkonları kış aylarında serin bir kiler gibi kullanılabilir. Toptan aldığınız ve serin yerde saklanması gerekenleri balkonunuzda muhafaza edebilirsiniz. Sepetleri, bez torbaları, metal kutuları saklama için kullanabilirsiniz.

 

Balkonda, pencere önünde, saksıda kokulu otlar

Nane, maydanoz başta olmak üzere fesleğen, roka, taze soğan, sarımsak, biber gibi taze taze kullanılan hoş kokulu otları bahçeniz yoksa bile saksıların içinde evinizin güneş alan bir balkonunda hatta pencere önünde kolaylıkla yetiştirebilirsiniz. Elinizi her attığınızda bir tutam kadar taze maydanoz, nane ya da fesleğen hem elinizin altında olur, yemeklerinizi lezzetlendirir, hem de mutfak bütçenize katkısı olur.

 

Kurutun, dondurun, pişirin

Eskiden derin dondurucular yoktu ve annelerimiz, anneannelerimiz sebzeleri, meyveleri kurutur; salçalar, reçeller, turşular yaparlardı. Bunlar bir tür kışa hazırlıktı ama satın alınanlara göre hem daha ucuza mal olurdu hem daha sağlıklıydı. Şimdi de hemen hemen tüm buzdolaplarının buzluk kısmı derin dondurucu yani no-frost özelliğe sahip, hem de pek çok evde sadece derin dondurucu dolaplar var. Patlıcan, biber gibi sebzeleri yazdan kurutarak, tarhananızı, reçelinizi, salçanızı evinizde kendiniz yapabileceğiniz gibi toptan aldığınız mevsim balıklarını, sebzeleri, meyveleri kullanacağınız kadar porsiyonlar halinde yıkayıp kuruladıktan sonra kullanıma hazır halde derin dondurucuda saklayabilirsiniz. Doğranmış kuru soğanlar, soyulup doğranmış domates, temizlenmiş levrek, hamsi gibi balıklar, bezelye, haşlanmış nohut, fasulye gibi hemen hemen çiğ ya da pişmiş halde pek çok ürünü dondurmanız mümkün. Derin dondurucu için hazırladığınız gıdaların üzerine küçük bir etiket koyarak tarih yazmayı da unutmayın.

 

Hazırlarken ve pişirirken

Ekonomik yemekler aynı zamanda yapımı kolay ve çok lezzetli yemeklerdir. Az malzeme içerdiği için tatlarını daha iyi alırsınız. Ekonomik yemek, sadece ucuz malzeme ile yapılan yemek değil tabii ki. Hazırlığı esnasında su ve elektrik sarfiyatına, pişirme sırasında yakılan tüp gaz veya elektriğe de bakmak lazım. Her anlamda ekonomik olması önemli. Çok ucuza mal ettiğinizi düşündüğünüz bir fırın yemeği eğer 50-60 dakikada pişiyorsa; içindeki malzemeyi hazırlarken epeyce bir kap kacak kirlenmişse ve epeyce bir su sarfiyatı olmuşsa ucuza değil pahalıya mal edilmiş olur.

Ekonomik bir bütçe ile alışverişi yaptınız mutfağa girdiniz. Pişirmek için ocağa, ısıya ihtiyacınız var. Tüp ya da doğal gaz veya elektrik tüketerek yemeklerinizi pişirirken tasarruf da etmek istiyorsunuz. Bunun için yemek pişirmede kullanacağınız tencerenin taban genişliği nedir? Çelik mi? Teflon mu? Düdüklü mü? Bunlar çok önemli.

* Genellikle 3 gözü gazlı 1 gözü elektrikli ocaklar kullanılır. Büyük, orta ve küçük olmak üzere 3 boy gözü vardır. Dar tabanlı ufak bir çorba tenceresini (çapı 16-18 cm olan ) yemeğiniz çabuk pişsin diye en büyük göz ocağın üzerine koyduğunuzda ısının yarısından çoğu dışarıya gider. Çünkü alevlerin yönü dışa doğrudur ve bu nedenle de çoğu zaman tencerenin kulpları çok fazla ısınır, hatta elinizi yakar. 5 dakikada kaynaması gereken su daha uzun sürede kaynar; ısı kaybından dolayı da daha fazla tüp ya da doğalgaz yanar.

* Geniş tabanlı tencereyi büyük göz ocağa koydunuz, yemeğinizi pişiriyorsunuz ve son 5 dakikayı kısık ateşte pişirmeniz gerekiyor, hemen tencereyi küçük göze alın ve orda kısık ateşte pişirmeye devam edin. Tencerenin içindeki yemek gerekli sıcaklığa ulaşmış olduğundan daha fazla ısıya ihtiyaç olmayacaktır. Yani ocağı, her zaman tencerenin taban genişliğine göre seçin.

* Çelik tabanlı tencereler geç ısınır ve geç soğurlar. Bu nedenle yemeğinizin normal pişme süresi 20 dakika ise son 10 dakikasında ocağı kısın ve 3-4 dakika erken ocağı kapatın. Tencerenin tabanındaki yoğun ısı sayesinde, kalan 3-4 dakika süresince ocak yanmasa da yemek pişmeye devam edecektir.

* Sebzelerin pek çoğu su bazlıdır ve çok kısa sürede pişer. Sebzeleri haşlama yaparken aynı kaynar suyu kullanmak için sebzelerin renklerine göre sıralayın. Karnabaharla başlayın, havuç, brokoli, ıspanak sırası ile devam edin. Her birinin ortalama haşlanma süresi kaynar suda 3’er dakikadır. Aynı kaynar suyu kullandığınızda hem sudan hem tüp gazdan tasarruf edersiniz.

* Çayınızı demledikten sonra ocağı kapatın ve üzerine bir havlu örtüp 5 dakika bu şekilde demlenmeye bırakın. Sonra bir taşım kaynatıp ( 2-3 dakika kadar) çaydanlığı ocaktan alıp çayınızı servis yapın.

* Mutfağınız yeterince aydınlıksa çok gerekli olmadıkça aspiratörün ışıklarını yakmayın. Ya da aspiratörün ışığı yeterliyse mutfağın tavan lambasını açmanıza gerek kalmaz.

Fırın sıcakken…

Fırınların elektrik sarfiyatı genellikle yüksektir. Fırın ısınıncaya kadar asıl tüketim olur ve ısındıktan yani 180-200 dereceye geldikten sonra otomatik olarak elektrik tüketimi durur ve ısı, ayarlanan dereceden aşağıya düştüğünde tekrar ısıtmaya, yani elektrik tüketmeye başlar. Aynı ütüde olduğu gibi. Hazır fırını ısıtmışken aynı anda iki çeşidi birden fırında pişirerek veya ardından hemen fırın ısısından yararlanacağınız bir şey daha yapabilirsiniz. Örneğin bayat ekmeklerinizi fırınlayıp kurutabilirsiniz, böylece daha kolay ufalanırlar. Pişme süresi 10-12 dakika olan ve uzun süre tazeliğini koruyan kıtır kurabiyeler yapabilirsiniz. Aynı şekilde milföy hamuru da 200 derecede 8-10 dakikada pişen,  pişme süresi kısa hamurlardan biridir.

 Bölüm 2 için tıklayın.

0

Yorum ekle

İlginizi çekebilecek içerikler

Çerez Onayı