Bir İş Olarak Yemek

Ev
24/10/2018
Mutfakla aranız çok iyi. Arkadaşlarınız, eşiniz dostunuz elinizin lezzetini anlata anlata bitiremiyor. Vaktiniz de var. Peki bu hobinizi bir işe dönüştürmeye ne dersiniz? İşte adım adım yapmanız gerekenler...

Çoğu kadın yemek yapmaktan bir zorunluluk olmadığı sürece zevk alır. Mutfakta yepyeni tarifler denemek, bazen kendi tariflerinizi oluşturmak, sonra da bunların iştahla yendiğini görmek gibisi yoktur. Eskiden belki bu kadarıyla sınırlı kalır, mutfaktaki maharetlerinizi bir-iki eş dost övgüsünden öteye taşıyamazdınız. Oysa bugün, online dünyada çok daha geniş kitlelere ulaşmak, sonra da bu iş fikrini kafe ve zincir marketlerde konumlandırarak offline dünyaya taşımak çok zor değil. Yeter ki, adımları doğru takip edin.

ADIM: 1 İŞ PLANINIZI HAZIRLAYIN

İster blog açın, ister bir kafe ama neyi ne zaman ve nasıl yapacağınızı önceden planlamak size hem zaman hem de para kazandırır. Blog açacaksınız bunu hangi araçlarla, nasıl yapacaksınız; kilit ortaklarınız, işbirlikçileriniz kimler olacak; işin en önemli kısmı olan fotoğraflama işini nasıl yürüteceksiniz; kısa, orta ve uzun vadedeki hedefleriniz neler? Bütün bunları gerçekçi, ölçülebilir ve net bir şekilde madde madde planlayın. Örneğin “İki yıl sonra hedefim, blogumun ziyaretçi sayısını arttırmak” şeklinde olmamalı. “Blogumun ziyaretçi sayısını şu pazarlama aktivitelerini yaparak, şu kadar para harcayarak, şu araçları kullanarak %35 arttıracağım” gibi gerçekçi ve net hedefler koyarsanız, başarılı olma şansınız o kadar artar.

Peki bu iş planının belli bir formatı var mı? Dijital dünyada her şey var, o neden olmasın! İnternette hazır olan ve her işe kolaylıkla adapte edilecek iş planı formatlarından birini indirebilir ve maddeleri doldurabilirsiniz.

ADIM: 2 BLOGLAMAYLA BAŞLAYIN

Bir yemek blogu açmak, yemekten para kazanmanın hem en kolay hem de masrafsız yolu. Eğer gerçekten bu işe emek harcar, sürdürülebilir kılarsanız, kısa sürede takipçileriniz oluşacak ve sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanmanızla bağlantılı olarak da online'da fark edilir olacaksınız. Blogunuzu blogspot gibi tamamen ücretsiz platformlardan kurabileceğiniz gibi hazır tema ve yazılım sunan platformlar aracılığıyla da kurabilirsiniz. Bunun için tema, hosting ve temayı kuracak yazılımcıya ödeyeceğiniz ücret dahil size maliyeti en fazla 200-250 TL olacaktır.

Blogunuzu açtınız, şimdi ne yapacaksınız? Elbette en önemli konu fotoğraflama. Sık paylaşılan yemeklerin ortak özelliklerine bakın, hepsinin son derece profesyonelce çekilmiş, iştah açıcı fotoğraflar olduğunu göreceksiniz. Elbette bunu hemen başaramayabilirsiniz ancak küçük bir iş kurma maliyeti olarak alacağınız yarı profesyonel bir fotoğraf makinesi bile işinizi büyük oranda görecektir. Bunun için internetten profesyonellerce çekilmiş yemek fotoğraflarından ilham alabilirsiniz. Fotoğrafları hangi açıyla, hangi değerlerle, hangi malzemelerle çekmişler? Bunlar size ipucu sağlayacaktır. Eliniz makineye alışana kadar, fotoğraflarınızın nispeten güzel çıkması için frambuaz, incir, biber, domates, nar, çilek gibi fotojenik sebze ve meyvelerle çalışın. Size küçük bir sır daha... Yemeklerinizi daima kuzey ışığında çekin. Her zamankinden daha net ve iştah açıcı görüneceklerdir.

Birkaç tarif yazdınız, fotoğraflarını çekip yüklediniz. Sıra geldi blogunuzu duyurmaya. Hemen blogunuzun facebook, twitter, instagram ve pinterest hesaplarını açın ve arkadaşlarınıza duyurun, hatta bununla da kalmayıp, paylaşmalarını isteyin. Birkaç gün sonra blogunuza yorumlar gelmeye başlarsa doğru yoldasınız demektir. Bloglamaya tam gaz devam edin. Haftada en az iki- üç tarif girin ki, arama motorları sizi indekslesin ve bir tarif arandığında blogunuz üst sıralarda çıkabilsin. Eğer bunu başarırsanız, artık tıklanma raporlarınızla birlikte reklam verenlerin kapısını çalabilirsiniz. Ya da onlar size bir teklifle gelir, belli mi olur?

ADIM 3: ORTA VE UZUN VADEDEKİ HEDEFLERİNİZİ DEVREYE SOKUN

Eğer amacınız fazla yorulmadan işten keyif almaksa blogunuzu geliştirmeye bakın. Daha çok tarif, daha çok paylaşım ve elbette daha iyi bir fotoğraf makinesi...

Belki de bunun için birkaç fotoğraf sertifika programına ya da bir şef okuluna gideceksiniz. Ya da bir kafe açacak, belki de bir market zinciriyle anlaşıp ürünlerinizi pazarlamak isteyeceksiniz. Yolunuz ne olursa olsun, bütün bunlar için  iş planınızı güncellemeniz gerekiyor. Bir kafe açacaksanız maliyeti, lokasyonu, mönü oluşturma gibi kilit kararları aceleye getirmeden, internetteki forumları takip ederek, hatta bizzat kafe sahipleriyle konuşarak daha önce aynı işi tecrübe etmiş hemcinslerinizden destek alabilirsiniz. Belki de aynı anda bir marketle anlaşmak ve nakit akışını garantiye almak isteyebilirsiniz. Bunun için de hedeflediğiniz marketin pazarlama profesyonelinden iş planınızın kısa bir sunumunu anlatacağınız bir randevu talep edin. Giderken de satmayı planladığınız ürününüzden örnekler götürün. Böylece işinizi şansa bırakmamış olursunuz.  

Peki bu sunumda neler olmalı?

  • Ürününüzün yapımında hangi malzemeleri kullanıyorsunuz?
  • Birim maliyeti nedir?
  • Ürünü hangi günler, hangi sayıda teslim edebilirsiniz?
  • Siz olmadığınızda ürünü aynı kalite ve görünümde hazırlayabilecek yardımcılarınız var mı, varsa kimler?
  • Satılmayan ürünleri geri alma garantisi veriyor musunuz?

Bütün bunları net olarak belirttiğinizde şansınız çok daha fazla olacaktır.