Hamilelik döneminde alkali beslenme

Sağlık
24/10/2018
Bebeğin ve çocuğun besin ve tat tercihi daha anne karnındayken şekillenmeye başlar ve çeşitli faktörlerin etkisiyle değişiklikler gösterir.

Beslenme alışkanlıkları edinilirken, besinlerin tüketildikten sonra sindirimi sonrasında yaptığı etkiler, besinin bilindik olması, sosyal kabul edilebilirliği (çocuklar bir besini birisi yerken gördüklerinde daha kolay kabul ediyor), kültürel inanışlar (3-4 yaşlarındaki bir çocuk kültürünün hangi yemeği ne zaman yiyeceğini içselleştirir) ve genetik etki (tat duyarlılığı ve iştahsızlık kalıtsal olabiliyor) önemli faktörlerdir.

Örneğin tatlı tercihi yeni doğan döneminde, tuzlu tercihi ise 4. aydan itibaren başlar ve muz, patates gibi enerjisi yüksek besinleri tercih etme eğilimi gösterir.

Bu durumda bir çocuğa sağlıklı ve doğru beslenme alışkanlığını kazandırmak öncelikle hamileyken beslenmeye dikkat edilmesi ve gelişme döneminde anne/babanın rol-model olmasıyla başlar.

Sağlıklı, zamanında doğmuş yeni doğan bir bebek, annesinin memesine yapışarak gereksinimi olan tüm enerjiyi ve büyüme gücünü sağlayan karbonhidrat, protein ve yağ gibi makro besin öğelerini anne sütünden alır. Anne sütü canlı bir besin olarak kabul edilen, yüzyıllardır tüm bebekler için hayata iyi bir başlangıç sağlayan mucizevi bir besindir.

Bebek mümkün olduğu kadar anne sütüyle beslenmelidir. Çünkü anne sütü bebek daha doğmadan önce anne karnındayken onu besleyen kana en çok benzeyen besindir.

Buharalı İbni Sina (980-1037)

şimdi anne sütünün diğer besin maddelerine göre neden bebek için çok önemli olduğuna bakalım.

Bebeklerin bağırsak florası doğduktan sonra beslenmelerine göre şekillenir. Buna göre anne sütüyle beslenen çocukların bağırsak içeriğinin pH değeri 3,5-5 arasında, mamayla beslenenler ise 7 veya biraz üzerindedir. Sindirim sistemi içinde günde yaklaşık 7-8 litre salgı (enzimler, hormonlar, vitaminler, asitler ve alkalik maddeler) üretilir.

Besin maddelerinin parçalanıp emilmesini ve vücutta kullanılabilmesini sağlayan enzimler ideal olarak pH-değeri 4,5-6,5 arasındayken salgılanır. Bu değer nötre, yani 7'ye yakın olursa enzimin kalitesi %70'lere kadar düşebilir. Bu durumda birey yediklerini sindirmeden çıkarmakta, besinlerdeki vitamin, mineral, aminoasit, yağ asitleri ve glikozdan yeterince yararlanamamaktadır. Bu durum sadece besin öğelerinin eksikliğiyle karşımıza çıkmaz, aynı zamanda beden için oldukça zararlı tabloların ortaya çıkmasına da neden olabilir.

Eğer bağırsaklardaki pH değeri nötr devam ederse, proteinler aminoasit yerine biyojen aminlere dönüşecek ve bu aminler (en iyi bilinen histamin) alerjiye neden olacaktır. Ayrıca yine nötr pH değerinde amonyum (NH4+) yerine amonyak (NH3) oluşacaktır. Amonyak nötr bir element olduğu için kolayca kana karışabilecektir.

Amonyak damarlar, akciğer ve beyin başta olmak üzere hücreler için oldukça toksik bir maddedir ve vücut amonyağı uzaklaştırabilmek için daimi olarak farklı metabolik yolları çalıştırmak zorunda kalır. Eğer bu yollar yetersiz kalırsa bedende kalıcı hasarlar bırakabilir.

Bu açıdan bakıldığında anne sütü en güzel alkali besin maddelerinden biridir demek hiç de yanlış olmaz.

Süt şekeri laktozdur. Anne sütündeki laktoz yavaş ve kolay sindirildiğinden kan şekerini çocuğun fizyolojisine uygun olarak düzenler, kalsiyum ve diğer minerallerin emilimine yardımcı olur.

Bebek daha doğar doğmaz onu yeni dünyada karşılaşacağı enfeksiyonlardan korumada memeden ilk salgılanan sarı renkli alkali süt (kolostrum) çok önemlidir. Bazı kişiler geleneksel bir inançla halk arasında ağız sütü denilen kolostrumu bebeğe vermez, dışarı sağıp atarlar. Alkali kolostrum yerine ise asit sofra şekeriyle yapılmış şekerli su verirler.

Gördüğünüz gibi asit-alkali besinlerle tanışma dünyaya ilk geldiğimiz anda başlamaktadır. Yaşlanmanın başlangıcı olarak anne sütü dışında aldığımız ilk besinin ne kadar önemli olduğu yadsınamaz.

Bebeklere iyi bir başlangıç sağlamanın en etkili yolu, ilk altı ay boyunca sadece alkali anne sütüyle beslemektir.

miyase bülbül kitap



miyase bülbül logo