Melina’s Mom anlatıyor… melina hangi spora başlıyor?

Melina's Mom anlatıyor...
0
3,5 yaşında hangi spora başlamaya karar verdik?

Henüz 6 yaşındayken tanıştım bu spor dalıyla. Babamlar beni ilk yazdırdığında, servisten çığlıklar içinde ağlayarak indiğimi, beni oraya bir daha göndermemeleri için yalvardığımı anımsıyorum. Sonrasında ise, hiçbir zaman çok büyük başarılar elde edememiş olsam da, o spor dalını her şeyden çok sevdiğimi...

Onlarca şey denedim belki,  gitar çalmayı, piyanoyu, baleyi, küreği, optimistti. Kürkçü dükkanı gibi o ilk yazdırdıkları spor dalına döndüm ve sonrasında çok sevdim. Huzurlu, mutlu, düzgün bir çevre içinde, harika bir çocukluk geçirdim bu sayede.  

Kızımın da herhangi bir spor dalına kendi arzusu olmadan hayatını adamasını istemiyorum. Yani onu zorla, haddinden fazla disiplin gerektiren alanlara yönlendirmeye hiç niyetim yok. Şayet bir gün kendi isterse, neden olmasın? Ama şimdilik hayatına bu kadar derin bir müdahalede bulunmayacağım.

PEKİ, NEDEN BENİMKİYLE AYNI SPOR DALI?

Bu yaz yüzmeyi öğrendi Melina. Hem de kendi çabalarıyla. Balık burcu olduğundan mı, yoksa benim enerjimden etkilendiğinden mi bilinmez, gençliğim boyunca aktif olarak yaptığım spor dalına yönlendi.

Çok güzel bir çocukluk geçirdim ben. Yazları günde 1 defa kardiyo, 2 defa yüzme antrenmanı yapardık. Sabahları Heybeli Ada'nın etrafında büyük turu koşarak tamamlardık. Gün içinde 2 defa da, olimpik havuzda antrenman yapardık.

Yarışmalar olurdu, madalyalarım hala adadaki evde durur. Öyle çok büyük başarılarım olmadı, yalnızca 3 adet bronz, 2 adet gümüş madalyam oldu. Altın madalya kazanmadım bile onca senede düşünsenize. Ama yüzme öyle keyifli, üzerimde öyle hırs yaratmayan bir spor dalıydı ki, bu durum beni hiçbir zaman bu spor dalını sevmekten alı koymadı.

Ben yengeç burcuyum. Aslına bakarsanız en ufak bir şeye anında içerleyebilirim. Bir lafa, bir bakışa, bir yenilgiye bozulup, yaptığım şeye küsebilirim. Yani şimdi hayatta öyle bir şey olmaz da, o zamanlar olabilirdi... Ama yüzmede asla öyle bir duyguya kapılmadım. Kızımın da çok hassas olduğunu, ağır disiplin ve güç gerektirecek başka bir spor dalına yönledirirsem küsebileceğini hissediyorum. Onu daha bu yaşta spordan ve sanattan soğutmak istemiyorum. Dolayısıyla birlikte verdiğimiz bir kararla, Melina bu kış yüzme derslerine başlayacak. Sevmezse ve devam etmezse, stil sahibi olmuş olacak. Devam ederse de canı gönülden onu destekleyeceğim.

İşin garibi, henüz 28 aylıkken gittiğimiz spor salonunda, öğretmeni Melina'nın kas gelişimi için yüzmeyi önermişti. Merdivenlerden çıkarken sol bacağını kullanmıyordu, hep aynı ayakla çıkmaya çalışıyordu. ‘İki taraftaki kasları eşit derecede çalıştıran bir spor olduğundan, yüzmeye göndermenizi tavsiye ederim.' dediğinde sordum;

‘Bütün spor dalları, doğru çalıştığınızda eşit çalıştırmaz mı?'

 ‘Evet, ama küçük çocuklar diğer spor dallarında ister istemez yine hareketi yapmalarını kolaylaştıran güçlü kasını kullanmak ister. Yüzmede su üzerinde kalmak için iki bacağını da eşit oranda oynatmak zorunda kalacak.' Bu bana o an çok mantıklı geldi.

Bu yaz Melina'nın gerçekten sol bacağının da güçlendiğine gözlerimle şahit oldum. Kendisi de bana ‘Anne ben artık çok güçlüyüm.' diyerek teyit etti. Bu gelişme ve spor dalına duyduğu ilgi, kararımı vermemde en büyük etkenler oldu.

Şimdilerde eve yakın, ders alabileceği kapalı bir yüzme havuzu arıyoruz. Bağdat Caddesi dolaylarında bildiğiniz bir yer varsa, önerilere açığız. Bu yazının altına bu konuda yorumlarınızı bırakabilirseniz çok sevinirim.

Sevgiler;

Melina's Mom

0

Yorum ekle

İlginizi çekebilecek içerikler